Konuyla ilgili yazıyı okumak için tıklayınız »

Sorunuz:

Sayın ilgili;

Otuzdokuz yaşındayım. Yaklaşık altı yıldır, özel sektörde faaliyet gösteren bir şirkette “Satış ve Tanıtım Sorumlusu” olarak çalışmaktayım. Hiyerarşik yapıda, “Bölge Müdürü”ne bağlı olarak görev yapmaktayım. Oniki yıldır da aynı sektördeyim…

Geçtiğimiz sene, Bölge Müdürü’nün işine son verildi. Şirketin “Tanıtım Müdürü”, bu işlem için Ankara’ya geldi ve Bölge Müdürü’nün işine son verdiği günün akşamında benimle özel bir toplantı yaparak; onüç kişilik ekibin idaresinden, işle ilgili tüm süreçlerin devamlılığından, ekibe yeni katılan beş kişinin adaptasyonundan, şirket merkezi ile bölgemiz arasındaki iletişimin her aşamasından, satışların artmasından, kısaca, Bölge Müdürü’nün görev ve sorumluluk alanındaki her faaliyetten benim sorumlu olacağımı şahsıma deklare etti. Bunun sebebi olarak da, ekipteki en kıdemli eleman olmamı gösterdi ve bunun büyük bir fırsat olduğunu; kariyer hedeflerime ulaşabilmem yönünde bana büyük katkı sağlayacağını belirtti.

Şirketimdeki kariyer hedeflerime paralel olarak, mesleki gelişimime katkı sağlayacak bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladım ve bu yönde çalışmaya başladım.

Bu tarihten itibaren, altı ay boyunca yeni bir Bölge Müdürü ataması yapılmadı ve ben, kendi asli görevlerimin yanında tüm bölgenin satışlarını artırmaya, tüm çalışanların her türlü sorularını cevaplamaya, mesleki ve özel sorunlarını gidermeye ve şirket merkezi ile bölge arasındaki koordinasyonu sağlıklı bir şekilde sürdürmeye gayret ettim.

Bölgenin satış rakamlarını, bir basamak yukarıya taşdım. Özellikle yeni ekip arkadaşlarımın motivasyonunu yüksek düzeyde tutmak için onlarla çok daha fazla zaman geçirdim. Haftanın belirli günlerinde bölge toplantıları organize ederek ekibin daima birarada kalmasını sağladım. Altı aylık dönem boyunca İstanbul’dan bölgemize gelen tüm yöneticilerin takdir ettiği bir ortam yaratılmasına öncülük ettim. Bir Bölge Müdürü olmamasına karşın, ekibin yansıttığı olumlu hava ve yüksek motivasyon, satışların artışı ile birleşti ve Bölge Müdürü eksikliğini bölgeme hissettirmedim. Doğal olarak; altı ay gibi uzun bir süre boyunca bir bölge yöneticisi atanmayınca, terfi beklentisine girdim ve kendimi kanıtlamak için daha fazla gayret göstermeye başladım…

Bu yoğun sürecin içerisinde, beklemediğim bir anda, daha önce bir benzerini dahi tecrübe etmediğim bir “Anksiyete atağı” geçirdim. Mesleğim gereği muhattab olduğum Psikiyatristlerle bu konuda görüştüm ve yaşadığım durumun bir “Anksiyete atağı” olduğunu onlar da teyit ettiler. Onların öneri ve görüşleri üzerine anti-depresan tedavisine başladım. Bu rahatsızlık nedeniyle, bir yıldır, sosyal ve özel hayatımda kimi sıkıntılar yaşadım ve halen de yaşıyorum. Tedavisi oldukça zor olan bu rahatsızlığı hiçbir şekilde şirketime ve işime yansıtmadım…

Bir süre sonra, şirket dışından bir bölge yöneticisi atandı ancak kendisi, “mobbing” uygulaması nedeni ile altı ay sonunda işten atıldı. Bir önceki sürecin aynı, yeniden başladı ve iki ay boyunca ekibi ve işleri yine ben idare ettim. Anksiyete rahatsızlığım, işten atılan bölge yöneticisi nedeni ile oldukça artmıştı. Üstüne bir de bu yeni “vekalet” süreci eklenince büsbütün sıkıntı vermeye başladı…

İki ay sonra şirket içinden bir Bölge Müdürü atandı ve halen görev yapıyor…

Bugün itibarı ile, şirketimden ayrılmak istiyorum. Bana yaşatılan yoğun iş süreçlerinin sebep olduğu rahatsızlığım nedeni ile maddi ve manevi tazminat davası açmayı düşünüyorum. Bölge Müdürü olmadığı dönemlerde, ekstra hiçbir ücret yahut prim almadan çalıştım. Bir Bölge Müdürü’nün yapması beklenen her türlü işi yaptım ama sadece asli maaşımı alarak işime devam ettim. Açacağım davada, tazminat talebime ek olarak, yaklaşık sekiz ay süren “vekaletim” sebebiyle, sekiz aylık Bölge Müdürü maaşı da talep edebilir miyim?

Bu durumdan doğacak haklarım ve davayı kazanma şansım nedir?

Bilgilendirmenizi rica eder; çalışmalarınızda başarılar dilerim…

Cevabımız:

Sayın okurum öncelikle geçmiş olsun.Şunu belirtmek isterim ki işverenin sizi terfi ettirmesi gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır.İlgili makama işveren dilediği kişiyi atayabilmektedir.Bunun yanı sıra sizin en az bir müdür kadar performans göstermeniz ne yazık ki müdürlerle eşit ücret alabileceğiniz anlamı taşımamaktadır.Bu bağlamda bu ücret farkını talep edemezsiniz.

Hastalığınızla ilgili kısma gelecek olursak bu hastalığınızı bir Meslek Hastalığı Hastahanesi’ne göstermenizi öneririm.Bu hastahanenin vereceği rapor doğrultusunda hastalığınız meslek hastalığı yani işin temposundan,çalışma koşullarından kaynaklandığı sonucu çıktığı takdirde hiçbir koşul aranmaksızın SGK tarafından yapılacak olan tüm yardımlardan faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra alacaklarınızla ilgili olarak iş hukuku alanında çok deneyimli bir avukat bulmanızdır.Çünkü İş Hukuku işçi lehine bir hukuk dalı olmasından dolayı Yargıtay tüm bu söylemlerimin aksine gerçekten sizin mağdur olduğunuza karar vererek tüm haklarınızın size ödenmesine karar verebilir.Bu sebeple kesinlikle hakkınızı alabilirsiniz veya alamazsınız demek yanlış olur.Ancak şahsi görüşüm iyi bir avukat eşliğinde tüm haklarınızın tarafınıza ödeneceğini öngörmekteyim.